Buram Buram Kültür Kokan Türk Kahvesinin Dünü Bugünü

565

Toplumumuzda neredeyse Türk kahvesini sevmeyen yoktur. Tüketme alışkanlığımız ve sıklığımız kişiye göre değişkenlik gösterse de Türk kahvesi biz Türkler için ayrı bir keyiftir. Kimimiz şekerli, kimimiz az şekerli, kimimiz sade severiz kahveyi. Bazılarımız sütlü tercih ederken, bazılarımız odun ateşinde pişen kahvenin tadını lokum eşliğinde zirveye çıkarır.

Türk kahvesinin Osmanlı’ya ulaşmasında çeşitli rivayetler vardır. Fakat biz bugün kahvenin Saray mutfağına 1500’lü yıllarda girdiğini bilmekteyiz. Türk kahvesi kültürümüzde ilk olarak Saray’da tüketildi. Padişah ve üst düzey yöneticilerin tükettiği kahve daha sonra halk tarafından da tüketilmeye başlandı. Ve bu sebeple İstanbul’da kahvehaneler açıldı. İstanbul’un ardından halkın kahve içebileceği bu mekanlar diğer illerde de açılmaya başlandı. Bu durum yalnızca Türkler tarafından tanınan kahveyi İstanbul’a gelen Venedikli tüccarlar sayesinde Avrupa’ya taşıdı.

Kahve evlere girdikten sonra ise yalnızca bir içecek olmaktan çıkıp kültür haline geldi. Var olduğu günden bugüne misafirine, dostluğa ve hoş sohbete önem veren Türkler kahveyi bu bağların kuvvetlenmesi adına iyi bir araç haline getirmişlerdir. “Gönül ne kahve ister, ne kahvehane gönül muhabbet ister kahve bahane” ata sözümüzden de anlaşılacağı gibi önem verdiğimiz dostlukların  hoş sohbetlerin pekişmesi adına kahve Türkler için iyi ve lezzetli bir araç haline gelmiştir.

Osmanlı’da kahvenin yapımı ve sunumu kadar ikram eden ve edilen arasındaki sağladığı iletişimde önemliydi. Tam anlamıyla nezaket örneği olan misafire kahve sunumu eve gelen misafir biraz dinlendirildikten sonra yapılırdı.

Dinlenen misafire öncelikli olarak kahve ve yanında su ikram edilirdi. Eğer misafir tok ise önce ikram edilen kahveyi içer, şayet aç ise önce suyu içerdi. Bilindiği gibi Osmanlı mutfağında şeker yoktu. Haliyle kahvenin şekerli ya da az şekerli halini o dönemde görmemiz pek mümkün değildi. Bu sebeple kahve yalnızca suyla değil aynı zamanda lokum ya da ağız tatlandırmak adına reçellerle de ikram edilirdi.

Türk kahvesini özel kılan bir diğer geleneğimiz: Kahvenin Tuzlu Hali

Biz Türkler için Türk kahvesini özel kılan bir diğer geleneğimiz kız isteme törenlerinde damada sunulan kahvedir. Damat kahvesi ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Rivayete göre törende damada sunulan kahve tuzlu ise bu gelin hanım ve ailesinin bu evliliği onaylamadığı anlamına gelir. Diğer bir rivayete göre ise eğer damat adayı kendisine sunulan tuzlu kahveyi reddetmez içerse bu evleneceği kişiye karşı oldukça hoşgörülü ve sabırlı olacağı anlamına gelir.

Son olarak rivayet odur ki: Sultan II. Abdulhamid’in son senelerinde vefat eden Osman Fevzi Bey’in hikayesidir. Eşiyle evlenmeden önce kız isteme merasiminde kendisine tuzlu kahve gelir. Kahveden bir yudum almasıyla eşiyle göz göze gelir ve bir yanlışlık olduğunu anlar. Eşini o an mahcup etmek istemeyen Fevzi Bey, gelen tuzlu kahveye “Ben askeriyeden geldiğim için alışığımdır tuzlu kahveye, inşallah evlendikten sonra da bana böyle tuzlu kahve yaparsınız” demesi üzerine eşi 50 yıllık evlilikleri boyunca kendisine tuzlu kahve yapar. Eşini kırıp incitmek istemeyen Fevzi Bey bu durumu vasiyetnamesinde bir bölümde belirtir.

Günümüzün aksine Osmanlı’da kahve sunumu yapan kişi asla kahveyi sunduğu kişi ile göz göze gelmezdi. Kahve köpüğü dağılmayacak ve daha uzun süre sıcak kalacak şekilde tasarlanan fincanlarda özel olarak sunulurdu.

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Mirası Temsili Listesine, Türk kahve kültürü ve geleneğini 2013 yılında kaydetmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz