Cemil Meriç Mağaradakiler’de Ne Anlatıyor?

325

Cemil Meriç, derin bir araştırma ve tefekkür tutkusu ile tarih, kültür, sanat ve edebiyat dünyasına Türkiye’den dünyaya açılan bir perspektifte bakan gerçek bir entelektüel. Onun geniş külliyatı ve tam bir okuma-düşünme serüveni olan hayatı hepimiz için bir fener niteliğinde.

Bu yazımızda Cemil Meriç’in Mağaradakiler kitabı hakkında bilgi vererek üstadın dünyasına bir giriş yapalım.

Mağaradakiler’i iki bölüme ayırıyor Cemil Meriç: Mağaranın Dışı ve Mağaradakiler. Mağara, hemen anlaşılacağı üzere Platon’un ünlü idealar dünyası ve mağara imgelerinden kaynaklanıyor. Mağaranın Dışı bölümünde entelektüel kavramının anlamını ve tarihsel geçmişini geniş kapsamlı şekilde ortaya koyuyor. Bu bölümde entelektüele dair yapılan tanımlar ve her bir tanımın eleştirel bakılabilecek yönlerini gözler önüne seren Meriç, bütün eserlerinde olduğu gibi burada da okuru bir kavram etrafında düşünmeye çağırırken onu sayısız farklı mercekten göstermekte kararlı duruyor.

Entelektüel kavramının sağ ve sol ideolojilerdeki anlamını, Batı’da ve Türkiye’de alımlanışını ayrı ayrı irdeliyor. Entelektüelin soy ağacına eğildiğinde ise Sofistlere uzanan derin bir tarihsel arka plan oluşturuyor. Daha sonra entelektüelin Kapitalizm, devrim, nevroz gibi kavramlarla ilişkisini sorguluyor. Daha sonra “İntelijensiye yahut Rusya’da Aydın,” başlığında kavramı Rusya ekseninde tartışmaya açıyor. Bu esnada entelektüelin Nihilizm, Popülizm ve Anarşizm karşısındaki pozisyonunu ele alıyor.

İkinci bölüm olan Mağaradakiler’de ise ihtilal, anarşi, terakki, hürriyet, Sosyalizm etrafında Batı’nın, Rusya’nın ve Türkiye’nin durumunu tarihsel ve düşünsel geçmişlerini de irdeleyerek mütalaa ediyor. Ardından şu soruyu soruyor: Neden bir dünya görüşümüz yok? Bu sorunun cevabını ararken önce Hristiyan, Burjuva ve Sosyalist dünya görüşleri üzerine tarafsız bir eleştirel bir bakışlar eğiliyor. Daha sonra bizim dünya görüşümüzü belirleme konusundaki çalkantılı sürecimizi ele alıyor.

Doğu ile Batı arasında sürüp giden çelişkili ilişkinin farklı yüzlerini ortaya koyan Cemil Meriç, Mağaradakiler boyunca aslında her an eleştirel gözünü kendi düşüncesinin üzerinde gezdirerek bir çeşit Modernleşme okuması yapıyor aslında. Modernleşmenin Batı’da ve Doğu’da bizde nasıl anlaşıldığı ve yaşandığı, nerede hangi sancılarla deneyimlendiği hakkında okur araştırmaya, okumaya ve eleştirmeye çağırıyor. Bunu yaparken hiçbir kavramın, hiçbir coğrafyanın, hiçbir kültürün ak ya da kara olarak nitelenmemesi gerektiğinin, mağaranın da mağara dışının da göründüğünden çok daha derin ve çok yönlü olduğunun altını çiziyor. Max’ın deyişle “her şeyin karşıtına gebe” oluşunu gözden kaçırmamayı öğütlüyor.

Semra YAMAN

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz