Devlet Sanatçılığı Deyince Hatırlanacaklar

394

Devlet-sanat ilişkisi geçmişten günümüze tartışılan konulardan biridir. Baskın görüş, sanatın özerkliğini muhafaza edebilmesi için resmi kanallara mesafeli olması yönündeyse de uygulamada devletin, sanata etkisi ve sanatçıya dair bağlayıcı gücü azımsanamayacak kadar yüksek olmuştur. Devletin sanata ve sanatçıya yönelik hamilik misyonu tarih boyunca varlığını sürdüren bir olgudur. Bu misyon Cumhuriyet döneminde devam etmiştir. Devlet Sanatçılığı uygulaması söz konusu misyonun önemli ayaklarından biri olarak 1971’den 1998’e kadar aktif şekilde işletilmiştir.

Hadi soralım: Sizce Devlet Sanatçısı ünvanı almak, sanatı devlet adına icra etme sorumluluğu yükler mi? Böyle bir ünvan size verilse ne yapardınız? Cevabı pek de bir kalemde verilemeyecek sorular…

Devlet sanatçısı olmak, sanatlarıyla ülkenin gelecek nesillerini yetiştirmeye hizmet eden, yurtdışında temsil gücü ve çalışmaları olan, kalıcı eserler ile ödüle layık görülmüş olmayı gerektiriyor. Bu ünvanı alanlar arasında kompozitörler, piyano sanatçıları, orkestra şefleri, balerinler, tiyatro sanatçıları, ses sanatçıları, sinema sanatçıları, dansçılar, şairler, yazarlar, ressamlar, karikatüristler, heykeltıraşlar, seramik sanatçıları vb. sayılabilir.

Seçici kurul, Kültür Bakanlığı’nın tavsiyesi ve Cumhurbaşkanı onayı ile kabul gören ünvanın verilme zamanları: 1971, 1972, 1981, 1987, 1988, 1991, 1998’dir. Uygulama, daha önce ünvanı kazananların hakları saklı tutularak 1998’den sonra noktalanmıştır.

Devlet sanatçısı olarak ünvan alan ilk kişi Adnan Saygun olmuştur. Ne var kid aha ilk andan itibaren ödülün verildiği kişiler ve ödüle layık olduğu halde verilmeyenler hakkında tartışmalar başlamıştır. İlk dönemde Cemal Reşit Rey’e ödül verilmemesiyle başlayan çekişmeler her ödül döneminde yeni isimler etrafında yeniden gündeme gelmiştir. Kimi sanatçılar ünvanın kendilerine verilmemesine tepki gösterirken, bazıları da layık bulundukları ünvanı reddetmiştir. Devletten beraat almayı, maaşa bağlanmayı ve gerek yurtiçinde gerek yurtdışında çeşitli ayrıcalıklara sahip olmayı sanatın gelişimi açısından teşvik edici bulanlar ile sanatı sınırlayıcı ve özerkliğinden uzaklaştırıcı bulanlar birer cephe oluşturmuştur.

Ünvanı eleştirenlerden biri olan ve hayatının son döneminde devletle olan yakınlığı ile dikkat çeken Ara Güler, o yıllarda devlet sanatçılığına “Ancak komünist ülkelerde devletin sanatçısı olur. Oralarda göğüsleri madalyadan geçilmeyen bir sürü adam görürsünüz sokaklarda” şeklinde eleştiri getirmişti.

Sezen Aksu, Nilüfer, Neşat Ertaş, Selim İleri, Gazanfer Özcan, Müşfik Kenter ve Fikret Otyam ise ünvanı reddedenler arasında.

Bir de devlet tarafından ünvanı iptal edilenler var:

Müzeyyen Senar, Mehveç Emeç, Şefika Kutluer, Alptekin Akmansoy, Muazzez Abacı, Metin Akpınar, İzzet Altınmeşe, Selmi Andak, Avni Anıl, Nezihe Araz, Prof. Muzaffereddin Arkan, Orhan Asena, Semih Balcıoğlu, Recep Bilginer, Ali Canlı, Prof.Koral Çalgan, İnci Çayırlı, Merih Çimenciler, Prof.Ali Doğan, Haldun Dormen, Dr.Armağan Elçi, Erol Erdinç, Özdemir Erdoğan, Musa Eroğlu, Muazzez Ersoy, Semiha Berksoy, Zeki Alaska, Mengü Ertel, Orhan Gencebay, Nurşen Girginkoç, Rengim Gökmen, Ruşen Güneş, Fahrettin Güven, Nedret Güvenç, Fikret Hakan, Prof. Dr. Selahattin İçli, Selim İleri, Çolpan İlhan, Yekta Kara, Cemil Karababa, Müşfik Kenter, Kayahan Keskinok, Levent Kırca, Prof.Atilla Manizade, Yusuf Nalkesen, Prof.Dr.Tankut Öktem, Gazanfer Özcan, Ahmet Özhan, Münir Özkul, Sezen Cumhur Önal, Kutlu Payaslıoğlu, Ajda Pekkan, Ali Poyrazoğlu, Ozan Sağdıç, Mustafa Sağyaşar, Samime Sanay, Emel Sayın, Timur Selçuk, Nedret Selçuker, Nesrin Sipahi, Ferit Sıdal, Kamil Sönmez, Muammer Sun, Gülriz Cezzar Sururi, Dinçer Sümer, Şener Şen, Ziya Taşkent, Orhan Taylan, Okay Temiz, Zekai Tunca, Neriman Altındağ Tüfekçi, Dilek Türker, Nejat Uygur, Nejdet Varol, Gönül Yazar, Prof.Dr.Jale Yılmabaşar, Nilüfer Yumlu, Metin Yurdanur, Gülşen Tatu, Prof. Hamiye Çolakoğlu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz