İnsana Tam Bir Gerçeklikle Temas Eden: Sait Faik

429

Bugün ki Türk edebiyatı hikayeciliğinde ya da romancılığın da birçok yazar için gerçekçi olduğu söylemektedir. Hayatı, çevreyi ve duyguları olduğu gibi anlatmak gerekirmiş. Yani nesnel/objektif bir anlatım…Peki bunlar arasında Sait Faik Abasıyanık neremizdedir? Onun hikayeciliği bugün ki hikayecilerimizin en özlüsü, ustaları, en büyüğü değil midir?

Esas olarak insanla temas eden Semaver, en fena insanda bile iyi tarafı bulmak için sayfalarına düştüğümüz Bir Takım İnsanlar, Mahalle Kahvesi ile tüm emeklere saygı için şapka çıkartıldığı, “Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek” dediği Alemdağ’da Var Bir Yılan, insan varsa umut da vardır dediği Şahmerdan, Kumpanya öyküsündeki tiyatrocuların yaşamı deli dolu bir serseri yaşamı ve dahası Tünelde Çocuk, Mahkeme Kapısı, Medarı Maişet Motoru, Havada Bulut, Lüzumsuz Adam, Havuz Başı, Kayıp Aranıyor, Sarnıç , Son Kuşlar, Şimdi Sevişme Vakti eserleri aklımızın bir köşesinde durmaz mı en gerçekçi halleri ile.

3 Dönemde Sait Faik Hikayeleri

1. Dönem Sait Faik Hikayeleri: Yazarın ilk hikayelerinden yeniden yazın hayatına döndüğü 1948’e kadar devam eder.

  • Bu dönemde yazdığı tüm hikayelerinde insan sevgisi teması açıkça görülür.
  • Eserlerindeki karakterler sıradan, küçük insanlardır ve Sait Faik, bu insanların siyaset ve ekonomiden uzak mutlu dünyasını kaleme almıştır.
  • Abasıyanık, bu dönemde ağırlıklı olarak emekçileri yüceltmiş, zenginleri ise eleştirmiştir.

2. Dönem Sait Faik Hikayeleri: 1948’de yayımlanan Lüzumsuz Adam kitabıyla başlar ve 1952’de yayımlanan Son Kuşlar’a kadar devam eder.

  • Yazar bu dönemde hikayelerini ‘özgür hikaye’ anlayışıyla kaleme almıştır. Klasik cümle yapısı yerine daha fazla devrik cümle kullanmaya; günlük konuşma dilinden ve argodan faydalanmaya başlamıştır.
  • Hikayelerinin zamanını, geçmiş zamandan bugüne taşımıştır.
  • Seçtiği temalar ise, insan sevgisinden uzaklaşmış umutsuzluğa, boş vermişliğe ve insan korkusuna dönüşmüştür.
  • Ayrıca, kullandığı dil ilk öykülerine kıyasla daha şiirseldir.

3. Dönem Sait Faik Hikayeleri: Alemdağ’da Var Bir Yılan kitabıyla başlar ve bu dönemde gerçekçi yazar kimliğinden sürrealist yazar kimliğine geçtiği kabul edilir.

  • Bu dönemde yeni biçimler denemiş, ele aldığı konulara başka açılardan bakmaya çalışmıştır. Daha önce üstü kapalı anlattığı duygu ve durumları ise daha açık aktarmaya başlamıştır.

Sait Faik, öykülerinin yanı sıra Medarı Maişet Motoru ve Kayıp Aranıyor isimli iki roman ve Şimdi Sevişme Vakti isimli bir şiir kitabı yazmıştır. Bunların yanı sıra yazarın, oyun yazarlığı denemeleri ve çok sayıda çevirisi de bulunmaktadır.

Sait Faik Abasıyanık Müzesi

Yazarın eşyalarının, fotoğraflarının, mektuplarının ve diğer pek çok hatırasının bulunduğu Burgazada’daki evi, 22 Ağustos 1959 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. 1964 yılından itibaren Darüşşafaka Cemiyeti’nin sorumluluğunda ziyaretçilere ev sahipliği yapmaya devam müze, Sait Faik’in vasiyeti doğrultusunda ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Müzenin web sitesine bulunmaktadır.

Sait Faik Abasıyanık Kitaplarından En Güzel 10 Alıntı

“Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu…”
*Şimdi Sevişme Vakti Bonus

********

“Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”
*Alemdağ’da Var Bir Yılan

********

“Kimseler aşık değil mi bu şehirde? Kimseler, bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için kimsenin?”
*Sait Faik Abasıyanık Seçme Hikayeler

********

“Ben hiç gülmedim demem; güldüm. Güldüm ama şöyle içten, candan gülmedim.”
*Havada Bulut

********

“Gelelim hikayeye. Vapur bekliyordum. Hayır vapur da beklemiyordum. Evime gitmek için, yanlış söyledim, gitmemek için vapurun kaçmasını bekliyordum. Bu gece sessiz, kimsesiz köyümde patlayacağım içime doğuyordu. İstanbul’da kalmak, geceyi içki içip sizi düşünerek geçirmek, daha münasipti…Ne çare ki, daha vapur iskeledeydi. o gitmeden, ben de bulunduğum yerden ayrılmazdım. Nihayet vapur kalktı, ben de ferahladım…”
*Mahalle Kahvesi

********

“Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum.”
*Lüzumsuz Adam

********

“Fırsat buldukça, canım sıkıldıkça, kafamın içine bir başka benlik sokuldukça insanları sevmek için; bir uzlet içinden, bir yoksuzluk ve kimsesizlik içinden; bir varlığın ve kimsenin karışıklığını daha iyi duyabilmek için daima melankolik köşeler arardım.”
*Sarnıç

********

“Bazen sevgilim, seni görmeye gittiğim zamanlar bana yol sorulursa gidip potinlerimi boyatırım.”
*Mahalle Kahvesi

********

“Durmadan tüketiyoruz. Bizim olmayanları da bizimmiş gibi hunharca tüketiyoruz. Hepsini bir çırpıda harcıyoruz. Ne kadar acı değil mi farkında olmadan tüketim toplumuna dönüşmüşüz. Böyle giderse gelecektekilere bırakacağımız pek bir şey kalmayacak.”
*Son Kuşlar

********

“İnsanoğlunu bu kadar ahmakça aldatmak için insanın kendisi ne olmalıdır, sevgilim?”
*Tüneldeki Çocuk

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz