Kahve Kültürü Yalnızlaştırıyor Mu?

363

Üçüncü nesil kahve tüketimi üzerinden Osmanlı’dan bu yana yaşanan değişim ve dönüşümü ele alırken küresel piyasanın kahve tüketiminden etkilendiğimizi görmekteyiz. Buradan yola çıkarak, içme alışkanlıkları özelinde kahve tüketimindeki mikro değişime bakarak toplumsal değişmeyi de yorumlamak mümkün olacaktır.

Kahvenin topraklarımıza geldiğinden bu yana saray içeceği olmasından sonra tebaaya da hitap etmiş gibi görünse de bu tüketimin simgesel bir biçimde kaldığını ve kahvenin aslında her zaman yüksek sosyo-ekonomik sınıfa hitap ettiği ilgili kaynaklarca paylaşılmaktadır.

Kahvehanelerin kurulduğu süreçlerin hemen akabinde kahve tüketiminden farklı bir anlam kazanması ve günümüzde de kahvehanelerde yaygın kahve tüketimi ile sürdürülmemesi kahvenin bizim kültürümüz içerisinde bir araç olmaya devam ettiğini göstermektedir.

Fakat bununla beraber Batının Osmanlı’dan aldığı kahveyi dönüştürerek, bir burjuva içeceği olarak tekrar sunmasının, yeni bir kültürel değişime kaynaklık ettiği fark edilmektedir.

Kahvenin simgesel değerini kaybetmediğini fakat küresel markaların Türkiye içerisinde de var olması ile birlikte yeni anlamlar kazanmaya başladığını üçüncü nesil kahve tüketiminde görmek mümkün olmaktadır.

Markalaşma ile beraber artış gösteren kahve ve kahve tüketiminde pek çok tüketim şekli, kahveyi sembol olarak kullanmaya ek olarak yalnızlaşmaya bir teşvik biçimi sunmaktadır.

Batı dünyasında günden güne sivrilmekte olan yalnızlık kültürünün ülkemize girişi de kahve tüketiminin dönüşümü ile sağlanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu yeni nesil küresel kahve markalarında, yerel markalara göre daha az diyalog kurulduğu gözlemlenmiştir. Mekanların dizaynı, tek kişilik masalar ve çalışma alanlarının oluşması da kültürel değişim ve dönüşüme işaret ederek Türk kahvehanelerinden önemli ölçüde ayrışmaktadır.

Büşra ÖZDEMİR

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz