Marjinal İnsan Kimdir? Nasıl Tanınır?

21923

Marjinallik günümüz dünyasının övünçle kullanılan kavramlarından bir tanesi. Peki neden övünçle kullanılıyor bu kavram? Çünkü insanların “biricikliğini” hissetmeye ihtiyaçları vardır. Fakat içinde yaşadığımız hayat hiç farkettirmeden her birimizi birer emoji şablonuna dönüştürmekte. Ve maalesef  günümüzde bu kalıplaşmadan kurtulmak için marjinalliğe tutunmak da bir başka “şablon” halini almış durumda. Kısaca marjinalliğin gittikçe moda olduğu günlerdeyiz. Bu yüzden gerçek manada marjinal kimdir, marjinal insan nasıl tanınır, gibi soruları cevaplamak marjinallik özentisi içinde olanları da tanımamızı kolaylaştıracak.

Marjinal sözcüğü az bulunurluğu, eski deyimle münferit olmayı, azınlıkta olmayı, herkese ve her şeye uymayanı, kenarda duranı, ötekini, kendi yolunu açanı, kendi göbeğini keseni, Mersin’e değil tersine gideni, sınırlara bakmayanı, şablonlarda kalmayanı, kendini izleyeni, vasatı beğenmeyeni, eliti sevmeyeni ifade ediyor desek yeri var… Yeri var diyorum çünkü daha onlarca şekilde tarif etseniz ya da “öyle değil böyle” deseniz de bir şey fark etmeyecek… Çünkü marjinal, sizin tariflerinizi benimsemediği için marjinaldir; dolayısıyla kendisi ile ilgili tarifinizi de benimsemeyecektir.

Marjinalin kavgası bütün yaşam alanlarımızı kuşatan sınırlar iledir. O, Tezer Özlü’nün ifadesiyle, “yaşamın ucuna yolculuk” eden kişidir. Marjinal insan, herkesin akın akın yürüdüğü istikamet ve yoldan çıkarak kendi patikasını açan, toplumun dikenli tellerle geçişini yasakladığı bilinmezin sınırlarını yoklayan ve bu sınırları kendine mesken tutandır. Bu yüzden marjinallik  bir yalnızlık, fakat gönüllü bir yalnızlık hâlidir.

Marjinal insan kalabalıkların akışını uzaktan izleme imkânı bulduğundan onlardaki çarpıklıkları bütünsel olarak görebilir. Bu yüzden dili hep biraz acıdır marjinalin. Onun uzaklardan gelen eleştiri oklarından rahatsız olan toplum, marjinale karşı amansız bir dışlama, baskılama, görmezden gelme veya cezalandırma politikası güder. Ayrışmış ruhların, ayrışmış ahlakların, ayrışmış düşüncelerin, ayrışmış inançların, ayrışmış yaşantıların çatışması kaçınılmazdır. Ne var ki marjinal için bu çatışmanın pek de bir önemi yoktur. O kendisine atılan bu okların menzilinin dışında, sınırın öte yanında durur.

Ne modernliğin, ne geleneklerin, ne maddi kaygıların, ne statülerin çizgileri ilgilendirir onu. Hepsindeki yapaylığı ve tekdüzeliği reddeder marjinal. Hayatı kalabalıklar içinde bir figür olarak yaşamaya “hayır” der. Gül bahçesinde diken olmak da değildir onunki, öyle ya diken de gülün bir paçası… Bir köşede kendiliğinden bitip büyüyen, kimsenin itibar etmediği, beğenmediği, varlığından hoşlanmadığı, elinden gelse herkesin söküp atmak istediği isimsiz bir bitki olmak gibi belki…

Marjinallik sadece insana özgü de olmayabilir. Marjinal insan, marjinal fikirler, marjinal giysiler, marjinal uygulamalar, marjinal fotoğraflar, marjinal resimler, marjinal mekânlar, marjinal kitaplar ve daha sayabileceğimiz birçok şey…

Peki! Mesela marjinal ağaç diyebilir miyiz? Marjinal bir çiçek? Marjinal bir kaya? Marjinal bir çöl? Marjinal bir taş? Ya da marjinal bir deniz?..

Marjinalin kavram ve kapsam alanına açıklık kazandırmak için tersten gidebilir ve başka tabirlerle marjinali belirginleştirmeye çalışabiliriz. Modern ulus devlet anlayışı ve bu anlayışın barındırdığı bütün değerlerin dünyayı şablonlar arenasına çevirdiği açık. Bu şablonların insana birçok değer ya da statüyü baştan verdiğini görüyoruz. Bütün görev ve ödevleriniz tarif ediliyor. Hayatın ve insanın davranışları için kalıplar belirliyor. Heyecanını belirliyor, üzüntüsünü belirliyor, öfkesini belirliyor, sevincini belirliyor… Bu belirlemeler, birçok insan için de hayatı kolaylaştırıyor. Ancak, kolaylaştırdığı kadar da sığ hâle getiriyor. Düşünmedeki derinliği yok ediyor.

Marjinal insan, düşünce, tavır, davranış ve diğer özellikleri itibarı ile herkes gibi hareket etmeyendir. Aynı toplumdan, aynı iletişim araçlarından, aynı görgü ve gelenekten beslenen insanlar arasından sıyrılarak başka verilerle ortaya çıkmanın elbette hayat görüşünde bakış farklılığı getirmesi gerekir. Aynı su, aynı toprak ve aynı havadan beslenen ağaçlardan birinin çok farklı olacağını düşünmek zordur. Değilse, sebebi olmalıdır.

Acaba marjinal insan için, “farklı” mı demeliyiz? Düşünüyorum da, “hayır”, çünkü farklı olmak da ayrı bir grubu temsil edebiliyor. Marjinal farklılığı, başka bir gruba uyan bir farklılık değildir. Sahada bazen böyle görünse de…

Marjinal insan için, lavanta tarlasının ortasında kendisine yer bulmuş bir gelincik diyebilir miyiz? Hem evet, hem hayır… Aynen tarif edildiği gibi tek farklılık olabilir. Ama her zaman bir gelincik gibi parlak ve fark edilir olduğunu söyleyemeyiz. Bazı marjinallikler hiç fark edilmez…

Marjinal insan ile ilgili daha sorulacak çok soru var: Marjinal insan, uyumsuz mu demektir? Ya da uygunsuz? Bu sorular çok tartışılacak. Ancak şu kesin: Marjinal insan, vasat olmayandır. Vasatlığa tahammül edemeyendir. Elit de değildir. Elitizmden oldukça uzaktır.

Kendini Marjinal insan olarak tarif eden herkes de marjinal insan değildir. Kişinin kendisini tarif etmesinden çok, insanların onun hakkındaki kanaatleri kişiyi marjinal hâle getirir. Belki de insanı marjinal yapan, marjinal olmayanlardır…

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz