Marjinalliğin Sınır Ötesi: Arthur Cravan

255

Avangart ve marjinal kimlikler her zaman için enderdir. Aslında herkes, biraz diğerlerinden farklılığı ile öne çıkmayı ister. Fakat bazıları için bu sıradışılık bir tutku ve kişiliğin ayrılmaz, görmezden gelinemeyen ve ehlileştirilemeyen bir özelliğidir. Bu ifade ile anlatmak istediğimizi açıklamak için  Sürrealistlerin ve Dadacıların idolü olarak anılan, başat olarak şair ve boksör olarak niteleyebileceğimiz Arthur Cravan’ı tanımamız gerekiyor. Çünkü Arthur Cravan, avangardın ve marjinalin de sınırlarını zorlayan bir karakterin ve yaşam hikayesinin sahibidir.

“Arthur Cravan (1887-1918?) kılıktan kılığa giren veya kendini sürekli yeniden icat eden bir şairdir, boksördür, profesördür, kasaptır, kerestecidir, eleştirmendir, hırsızdır, editördür, kaptandır, şofördür, sahtekârdır, dolandırıcıdır (sözde Oscar Wilde’a ait olan sahte yazılar yazar ve bunlarla koleksiyonerleri ve Wilde âlimlerini dolandırır), kumarbazdır ve hilekârdır, madencidir, … Yeri yurdu yoktur, her gittiği yerde başka birisidir.”

“Sanatı, onu alaya aldığı skandallardır. Arkadaşı Duchamp’ın, R.Mutt imzalı pisuvarıyla başvurduğu New York’taki Independents Sergisi’nde (1917) verdiği konferansta soyunmaya başlar ve kirli çamaşırlarını izleyicilere fırlatır. Bir keresinde Paris’te, bir performansla intihar edeceğini ilân eder. Bütün biletler satılır, salon hıncahınç dolar. “Hanımefendiler yararına” sadece bir suspansuar giyecek ve performansını husyelerini masanın üstüne yayarak bitirecektir…”

“1918’de en son Meksika’da görülür. Kendini öldürdüğü rivayet edilir.  Ama ‘kendi’ yoktur ki! O nedenle yokluğu gibi bir mesele de tartışmalıdır. O bir yapıntıdır! Cravan, Savaş öncesinde birkaç yıl küçük bir dergi yayınlar: Maintenant. Kasap kâğıdına çoğaltılan ve sebze satan bir el arabasından dağıtılan dergide birçok imza yer alır ama aslında bütün yazıları yazan odur. Bu dergi aracılığıyla Cravan sanata ve edebiyata, özellikle de büyük isimlere saldırır; topluma öfkesini kusar. Dergi onun bir tür manifestosudur ve savaş sonrasında yayınlanacak dada dergilerinin ve manifestolarının öncüsü sayılır.”

“Guy Debord anılarında ona olan bağlılığını şöyle ifade eder (1989): “Dünyada herkesten daha çok saygı duyduklarım, Arthur Cravan ve Lautréamont’tur.

Kaynak: Ali Artun, “Manifesto, Avangard Sanat ve Eleştirel Düşünce”, Sanat Manifestoları – Avangard Sanat ve Direniş, İstanbul, İletişim Yayınları, 2010, s. 11-66. http://www.aliartun.com/yazilar/manifesto-avangard-sanat-ve-elestirel-dusunce/

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz