İstanbul’un Gözdesi Galata Köprüsü’nün Dünü Bugünü

438

İstanbul deyince ilk akala gelen yerlerden biri Galata Köprüsü’dür. Eminönü ile Karaköy arasında uzanan, gece gündüz balıkçıların süslediği, adım adım bir yüzüyle Haliç’i, diğer yüzüyle Suriçi denilen Topkapı Sarayı civarını selamlayan İstanbul’un en yaşlı köprüsü. Bu metropolün tarih kokusunu içine çekmek isteyen herkesin yolu Galata’dan geçer. İstanbul’a gelip de burada fotoğraf çektirmeyen kimse yoktur. Bir şehri gezmek ya da bir şehirde yaşamak, esasen o şehri sadece bugünü ile değil, bütün bir mazisi ile kucakladığınızda tam manasını bulur. Peki ya her gün üstünde binlerce kişiyi ağırlayan bu köprünün tarihi hakkında neler biliyoruz?

Galata Köprüsü ilk olarak 1845 yılında ahşap olarak inşa edildi. I. Abdülmecid’in annesi Valide Sultan, tarafından yaptırılan köprü, ahşap olduğu için kısa sürede yıprandı ve 1863’te yenilendi. Yoğun bir yaya geçişi olduğu için zamanla insanlar arasında çıkan kavgaları artması, köprünün bir ucuna Azize Karakolu kuruldu. Köprü’nün ahşap yapısı dolayısıyla olası yangınlardan korumak amacıyla buradan geçerken sigara içmek yasaklandı. Yaya geçişinin ücretli olmasının yanında, köprü geçişi sadece gündüzleri ile sınırlıydı; geceleri köprünün girişleri kapatılıyordu. Yaklaşık kırk yıl bu şekilde kullanılan köprü 1912’de Sultan 5. Mehmet Reşat tarafından suyun üstünde hareket edebilen daha ağır bir formda yenilendi. 1914’te tramvayların köprüden geçişi sağlandı. Böylece hem yaya hem araç trafiği bir arada işlemeye başladı. Yerli yabancı pek çok ressamın tuvallerini süsleyen Galata Köprüsü, İstanbul’un alafranga muhiti olarak bilinen Beyoğlu ve çevresini alaturka hayatın hakim olduğu Eminönü-Sultanahmet mevkiine bağlar. Bu yönüyle aslında sadece ulaşım yolu değil, aynı zamanda bir kültürel iletişim vasıtası da olmuştur.

 Bugün Kullanılan Köprünün Unutulmaz Açılışı Töreni Videosu

1987’de Haliç yakasında şu an kullanılan köprünün inşasına başlandı. 1992’de tarihî Galata Köprüsü, bilinmeyen bir sebeple ve kafalarda soru işaretleri bırakan bir şekilde yandı. Bu yüzden ulaşım eski köprünün ayak kısımları yerinde bırakılarak bu yeni köprüden sağlanmaya başlandı. Bu köprünün açılabilir nitelikte olması, gerektiğinde Haliç’e yüksek gemilerin geçişine imkân tanır. Köprü’nün genişliği 42, boyu 490 metredir. Günümüzde üstünde balık tutanların oltaları, altındaki balıkçı lokantaları, tramvay hattı ile yayaların iç içe bulunduğu haliyle tam bir seyirlik noktası olarak İstanbul’un en gözde mekânları arasındaki yerini korumaktadır.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz