Mübadele Nedir? Mübadelenin Amaçları ve Sonuçları Nelerdir?

529

Mübadele, insanlar arası temel etkileşim biçimlerinden biridir ve çok boyutludur. Mübadelenin esası nesnelerin, duyguların, fikirlerin, paranın, işin vb. yer değiştirmesidir. Bu yer değiştirmede tatmin aracı olarak “değer” karşımıza çıkar. Sahip olunan bir şeyi, kişi için daha değerli ve gerekli bir şeyi elde etmek için kaybetme-verme-feda etme söz konusudur.

Fakat bazı mübadele biçimlerinde etkileşimin sonucunda taraflar arasında ortaya konan şeyler eksilmez, aksine iki yönlü olarak artar veya genişler. Fikirlerin mübadelesi, duyguların mübadelesi gibi alışverişlerde kimse ortaya attığı fikri yitirmez, ya da duygusunu kaybetmez. Böyle mübadele örneklerinde sahiplikler korunur. Maddî mübadelelerde ise emeğin karşılığında para, paranın karşılığında hizmet, hizmetin karşılığında yeniden para zincirinde olduğu gibi taraflar arasında farklı ihtiyaçları karşılayacak “değer”lerin alınıp verildiği gözlenir.

Uygarlığın, kültürün en önemli adımlarında hep mübadele esaslarının kilit rol oynadığı bir gerçektir. Ülkeler arası anlaşmalar, en açık mübadele örnekleri sayılabilir. Fakat bütün mübadele yolları bu kadar somut ve açık olmayabilir. Medeniyetin vaat ettiği konforu elde etmek için emeğini ortaya koyan bireylerin geliştirdikleri teknolojileri, fikirleri, ürünleri düşünelim. İnsanlar, daha rahat, pratik ve mutlu yaşamak için medeniyetin alet ve adetlerini edinmeye çabalarlar, bunun karşılığında ise kendileri de bu sürecin bir dişlisi halini alırlar. Bu tablo içinde ya onu doğrudan üreten ya da satın alan kişiler olmaları kaçınılmazdır. Yani toplum büyük, karmaşık ve bitimsiz bir mübadele yumağıdır.

Herkes kendi çıkarına daha uygun, kendisi için daha değerli olanı elde etmeye, bu uğurda daha az değerli saydığı şeylerden vazgeçmek pahasına sahip olmaya çalışır. Bu insanın ve birlikte yaşamın doğasının bir gereğidir ve bütün tartışmalı taraflarına rağmen kabul edilmesi gereken süreçtir.

Bizi tartışmaya asıl sürükleyecek olan şeyler ise günümüzün mübadele ahlakıdır. Mübadele anlayışlarının günden güne neredeyse her türlü ahlakın dışında bir çizgiye çekilmeye çalışılmasıdır. Bu durum biraz da insan için değerli ve elde edilmesi gereken şeyler kategorisinin içeriğinin değişiminden kaynaklanır. Neyi ne için feda edeceğimizin ölçüsünü şaşırmış halde yaşadığımızı kabul etmeden buradaki çözülmeyi, bozulmayı ve çürümeyi göremeyiz.

Örneğin herkes için ortak bir değeri ele alalım, üstelik kendi varlığı içinde maddî olmayan bir değeri, sevgiyi. Sevginin mübadelesi hakkında düşünelim. Sevginizi verme karşılığında muhatabınızdan neler beklediğinizi kendi kendinize sorun? Cevapların ne kadar dürüst olacağı hakkında şüphe taşımakta haklısınız. Çünkü çağımız insanın önce kendine karşı samimiyetini ve kendini tanıma cesaretini elinden almıştır. Evet, sevginin mübadelesi, kimsenin sahip olduğu bir şeyi kaybetmediği bir tür mübadele olmalı esasen.

Fakat öyle mi? Kendimizle yüzleşemiyorsak bile şöyle bir çevremize bakalım: Sözgelimi birinin sevgisini kazanmak için ona hediyeler almalı, ama ille parlak ve herkesin kıskanacağı türden hediyeler olmalı bunlar. Aslına bakılırsa ilk bakışta, hediyeleşmek en kadim sevgi göstergelerinden biri ve bunda şaşılacak bir şey yok, diyebiliriz. Fakat şu bir vakıa ki göstergeler büyük ölçüde araç olmaktan çıkmış ve amacın ta kendisi haline gelmiştir.

Birinin bizi sevmesi için, bize duyduğu sevginin artması için ya da ona olan sevgimizi ifade etmek için mi hediyeleşiyoruz? Yoksa hediyeleşmek için yapay sevgiler mi üretiyoruz? Hediye bazen bir eşya, bazen bir iltifatla gururun okşanması, bazen bir imkânın sunulması olabiliyor. Ve bunları elde etme yolunda sevgiler birer bahane olup çıkıyor. Dolayısıyla sevginin mübadelesi, amacı ve nesnesi sevgi olmayan, keskin bir efendi-köle ilişkisine dönüşüyor. Biz de hayatımıza ellerimizde çiçekler, ayaklarımızda görünmez prangalarla devam ediyoruz.

Mübadelenin hayatımızdaki rolü hakkında düşünmek bize bu prangaların farkına varma imkânı verir. Alan razı veren razı, diye bir söz var. Doğrusu alan neyi aldığının, veren neyi verdiğinin ne kadar farkında olduğu sorusunu cevaplamadan “razı” olmamak belki.

Semra YAMAN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz