Peyami Safa Mı, Server Bedii Mi, Cingöz Recai Mİ?

372

Eserleri, yaşantısı ve polemikleri ile Türk edebiyatının ve entelektüel dünyasının gözde isimlerinden biri olan Peyami Safa 15.06.1961’de altmış iki yaşında aramızdan ayrılırken, arkasında kendini hep hatırmamızı sağlayacak renkli, hareketli, zengin ve yüksek sesli bir hayat hikayesi bıraktı. Bir kalem ustası olarak Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız, Fatih Harbiye gibi büyük eserleriyle kültür ve sanat dünyamızın vazgeçilmezlerinden biri oldu. Cingöz Recai, serisi ile bir yandan güldürürken bir yandan düşündürdü.

Hayatının her döneminde yaşantısı ve görüşleri ile kendinden söz ettiren bir kişilik. Bohem hayatından mistik eğilimlere, materyalizmden idealizme uzanan hummalı bir yaşam. Bir köşede sessizce kalmak hiçbir zaman ona göre olmamış. Her zaman çeşitli tartışmaların ve kalabalık muhitlerin ortasında varlığını duyurmuş bir yazar o.

Peyami Safa’nın bir dönem yakın arkadaşlık yaptığı Nazım Hikmet ile olan polemikleri meşhurdur. Bir yandan birbirine en keskin şekilde saldıran bu iki eski arkadaş, bir yandan da gülerek okumaktan kendimizi alamayacağımız bir espiri ve ironi diliyle sürekli olarak edebiyat ve kültür muhitlerini meşgul etmiştir. Peyami’nin Nazım’ı hicvettiği aşağıdaki parça, bizi yazarın Cingöz Recai diliyle konuştuğu muzip, saldırgan ve iddialı kalemiyle bir defa daha baş başa bırakıyor.

“Gel bakayım/ lüle lüle, kıvrım kıvrım, samur saçlı/pamuk tenli, al yanaklı sarı papam/gel bakayım anam babam,/gel bakayım yetimlikle maytap eden paşazadem/güzel âdem!/Gel bakayım/gel ki büyük babaların:/Enver paşa, Nâzım paşa konağında/alıştığın gibi,/alışıp yılıştığın gibi,/seni her gün dizlerimde hoplatayım,/şerefine bütün yetim çocukların/anasını satayım./Gel bakayım fidan boylum, asilzadem, güzel paşam/Moda burniyle Süreyya Paşa locası arasına her akşam/Kadıköy’ün kübik salonlarında şiir okuyan/Moda şair, kübik şair, kübiklerin kübiği/Cevizliğin, Kuşdilinin, Mühürdarın Bolşeviği/Ben ki-kıtır atma cicim!-/Nuvel Literer’den alma değil,/Bolşevik şair Maiakovsky’den de çalma değil,/senin tulum göbekli, kadayıf enseli burjuvalarından/halkı soyan bir kaçının yuvalarından,/para aşırdım./Neden mi, niçin/yolumu şaşırdım?/Babası sürgünde öldürülen/bir çocuğu beslemek için!/Fakat sen ki paşa konaklarında/kuş dilinde, kuş tüyünde, kuş sütüyle beslendim,/kuş beyninle bolşevizme heveslendin./Baban üç yıl önce ölünceye kadar/zavallıdan para kopardın,/nefesi kokan Türk işçisinin vekâletini apardın./Götürüp onu sonra el altından,/enternasyonele zula ettin,/kimbilir kaç/aç biilaç/Türk işçisinin ciğerini pirzola ettin!/Gel bakayım seninle bir konuşayım/senceleyin bir çoşayım./Bre..Toprak altında yatan/Namık Kemal’e, Safa’ya çatan/bre tümen tümen kıtır bom/bre tümen tümen palavra,/bre işçiye yalan/ölüye iftira atan/sağı sola katan/bre kaltaban/bre Türk düşmanı, bre vatan/haini şarlatan!/Bre propaganda broşürü âlimi,/bre sırtını ipek divanlara yaslıyan/Sermaye’nin yüzde bire küçültülmüş posasını/yalayarak allamelik taslayan/Orak-Çekiç markalı/sözüm ona komitern taktikalı/üfürükle şişirme, kuska balon komünisti!/dandini bel, züppe salon komünisti!/Sen misin “o kavganın kolu bağlı adsız neferi?”/Yavaş gel, saçmalamaya başlıyorsun/kolun bağlıysa nasıl taşlıyorsun/piçler gibi ölülerin mezarını?/Yanlış attın zarını:/Görüyorsun şeşi beş/yemek için birkaç leş/sallayarak hemen uzun elini/oluyorsun mezarlara tebelleş./Sen misin adsız nefer?”Eynelmefer?”/İki metro boyu afişlerde/gazetelerin tüccar ilânı sayfalarında/kitapların üstünde, manzumelerin altında/bangır bangır bağıran Nazım Hikmet imzası/ad değil mi?/Ne yalan söylersin?/Sendeki surat, surat değil mi?/Sen adsızsan,/Zonguldak’taki maden kuyusu dibinde,/Promete gibi, fakat gökten değil/yerin dibinden ateş alan/bize kalori yollayan/işçinin adı nedir?/Adlısın meşhur şairim, adlısın,/ama neyleyim/yırtık suratlısın./Ben ki iki papele her gün Akşam/Ulusla dil yazarsın,/önce yazdıklarını bozarsın./Sana her gün üç lira verebilsem ah!/Vallah billah!/ey o kavganın adsız neferi/hemencecik soldan geri/çevrilerek/Ulusalizma-Faşizma gömleğini/sırtına geçirerek/Bolşevizmin mezarını kazarsın!/Nitekim/söyleyecek sözün bitince,/Marks’ın Sermayesi’ni kediye yükletince/her renkli Herşey adlı reklam gazetesinde/başmuharrirlik yapıyorsun,/şimdi de İpekçilerin sermayesine tapıyorsun!/Bre toprak altında yatan/büyük Türk ölülerine çatan/bre tümen tümen kıtır bom/bre tümen tümen palavra,/bre işçiye yalan/ölüye iftira atan/sağı sola katan/bre kaltaban/bre Türk düşmanı, bre vatan/haini şarlatan!/Artık sen buralarda/kolay dikiş tutturamazsın/sahte komitern taktikalı/dolmalarını yutturamazsın/Çekil!/Bugün yaptığın gibi/Metr-Goldvin-Mayer şirketinin/İstanbul kolunu başına dikil/Yüzünden maskeni, başından kasketi at/Sermayenin altına yat!/Yerini şimdi buldun işte:/Hak berekât versin, asilzadem,/berekâaat!” (Cingöz Recai’den Nâzım Hikmet’e”, Peyami Safa, Hafta, 23 Eylül 1935)

Semra YAMAN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz