Zülfü Kaküllerin Amber Misali: Peygamber Sevgisine Yazılan Şiir

9631

Sıdkı Baba Peygamberimizi Nasıl Anıyor: Zülf ü Kaküllerin Amber Misali…

Bir insanı anma şeklimizi, onunla olan münasebetimiz belirler. Çok sevdiğin, hiç ayrılmak istemediğin, onsuz hayatı düşünemediğin birini anmak başka; resmî, mesafeli olduğun birini anmak başkadır; hele ki uzaktan tanıdığın birisini anmak bambaşkadır.

Aslında sevginin temelini oluşturan şeyler karşılıklı aldıklarımızla ve verdiklerimizle de alakalıdır. Hani hep dillerde dolaşan “karşılıksız sevgi”nin de türlü türlü karşılıkları vardır aslında. Alıp-vermekten maksat, sadece maddî şeyler de değildir. Bazen sıcacık bir sarılış, bazen ömürlük bir nasihat, bazen mutluluğunu paylaşma, bazen ağlayacak bir omuz olmaktır bu karşılık. Geniş bir gülümseme ile size ilkokulun birinci sınıfında hayatın kapılarını aralayan öğretmeninizin verdiği teselli ve güvendir bazen. Ondan aldığınız bütün bilgileri unutsanız da annenizden uzakta geçirdiğiniz o ilk günde sizi karşılayan tebessümünü aklınızdan çıkaramazsınız.

Gerçekten de insandan insana kurulan o kadar çok köprü vardır ki bunları durup düşünmek bile bir ömür ister. Bazen sebebini kendimize bile açıklayamayarak, bazen hiçbir şey bilmeden, bir görüşte, bazen de tanıyarak, öğrenerek severiz. Ancak şuna şüphe yok ki insan, sevgisini yönlendirir, yönlendirebilir.

Böyle olmasaydı sevgiler oluşmaz, artmaz, eksilmez ya da nefrete dönmezdi; öylece sabit kalırdı. Neyse ki hiçbir şey aynı kalmıyor. Fakat aslolan yaşamaktır, mümkünse hayat yürüyüşünüzde, aranızda kurduğunuz sağlam köprüler sayesinde size eşlik edecek doğru insanlarla ve emin adımlarla yaşamak…

Seven biri için bütün cümlelerin özneleri sevdiğini işaret eder. Söz söylemenin yegâne sebebi sevdiğini anmak olur. Başka şeyler hakkında konuşmak sevdiğine karşı büyük bir ayıp sayılır. Ağızdan dökülecek her sözcük sevginin bir tarifi halini alır. Bu tariflerin en güzelleri, en nadideleri ise tabii olarak Hazret-i Peygamber’e duyulan sevginin ifadesinde dile gelir.

Peygamberimizi anmanın temelini ve şeklini elbette sevgi belirler. Her şey onu ne kadar sevdiğimizle alakalıdır. Sevgi iki yürek, iki ruh arasında kurulabilecek en kıymetli köprüdür. İşte bu köprülerden bir tanesinin destan oluşu, aşk oluşu…

Zülf-ü Kaküllerin Amber Misali
Bûy-u Erguvandan Güzelsin Güzel
Kızarmış Gonca Gül Gibi Yüzlerin
Şah-ı Gülistandan Güzelsin Güzel

Peygamber Efendimize yazılmış olan bu şiir/naat Malatyalı Sıdkı Baba’ya aittir. Aslında son gelen Peygamberin, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” sözünün yansımalarını içermektedir. Aşkın en tabii hâllerini vasf eder. Kendi gönlüne yansıyan, O sevgiliye dair izleri açığa vurur. İsim vermez ama ima eder, işaret eder… Gördüğü güzellikleri sıralar ve sevdiğini “Güzeller Güzeli” diyerek anlatır. Sevdiğinden gördüğü her davranış yani vefa/cefa, yine sevdiğinin kokusunu getirir. Başına gelenlerde sevgilisinin kokusunu, gördüğü çiçeklerde sevgilisinin izini görür. Ve bunu en son “Şah-ı Gülistan’dan” yani Hazret-i İbrahim’den de güzelsin diyerek tamamlar. Hazreti İbrahim için ateş gülistan oldu. Çünkü o güzeldi, ama Sen, ondan da güzelsin…

Yüzünde Yeşil Ben Aşikâr Olmuş
Çekilmiş Kaşların Zülfikar Olmuş
Gözlerin Aleme Hükümdar Olmuş
Mihr-i Süleyman’dan Güzelsin Güzel

Herkes sevgilisini överken, güzelliklerini de anlatır. “Yüzdeki ben” sevginin ve aşkın çekirdeğidir. Sevgili, o “ben” ile tanınır. O benin bir adı da “süveyda”dır. Seven, her attığı adımda sevgilisinin kaşlarından gözlerini ayırmaz. Çünkü o kaşlar belirler söylenmeyeni: Darılacak mı? Beğenecek mi? İltifat mı edecek? Cefadan elbiseler mi gönderecek?.. Yine bütün olan biteni belirleyen o gözlerdir. O bakışlardan sonra âşığın kalbi daralacak ya da ferahlayacak. O bakışlardan sonra âşık sevinecek ya da üzülecek… Kalbin sırlarını o bakışların söyledikleri yönetecek… Süleyman Peygamber alemi yöneten bir padişahtı ama Sen (Hazreti Muhammed) ondan daha büyük ve ondan daha güçlü bir padişahsın…

Kurulmuş Göğsünde Bahçe-i Vahdet
Hatm olmuş Kadrinle Tuba-yı Hikmet
Cemalin Seyreden İstemez Cennet
Sen Huri gılmandan Güzelsin Güzel

O Sevgili değil midir bize doğruları öğreten? O Sevgili değil midir hakikati bildiren? O Sevgili değil midir hikmetten haberdar eden? O sevgili değil midir Hakk’ın huzurunda bize sevgisini ortaya koyan, her birimiz için aydınlık kapılar açan ve Yaradan’a bizi ulaştıran? “Ey Muhammed! Sen doğru yolda bir hidayet edicisin.” denen O değil mi? Cennet’i kazandıran Cennet’ten değerlidir elbet…

Gözlerin Ve’l-fecri benzer İmran’a
Seni Seven Aşık Olur Divane
Yanakların Şule, Vermiş Cihana
Yüz Mah-ı Tabandan Güzelsin Güzel

Gözlerin, en güzel insanlardan daha güzel! Senin bakışlarını Seni Yaradan övmüş. Senin gerçek güzelliğini gören Senin yolunda deli-divane olur. Sadece Seni ister. Şu dünyadaki aydınlığı görüyor musun? İşte onlar Senin yanaklarının ışıltısı, senin gülümsemenin yansıması… İnsanlar, ay ve güneşten istifade ederler. Bütün aydınlığı onlardan bilirler. Halbuki sen onların binlercesinden daha fazla ışık saçıyorsun. Ay ve güneş de ışığını Senin güzelliğinden alır.

Çiğ Düşmüş Çayıra Benzer Yüzlerin
Âşıkın Öldürür Şirin Sözlerin
Mısrın Hazinesi Değer Gözlerin
Zühre-i Rahşandan Güzelsin Güzel

Yüzündeki güzellik ve parıldama öyle duru ki; sanki ardını gösterecek kadar saydam… Senin sözlerinin güzelliği yanında kimin sözlerine itibar edilebilir? Seni gerçekten sevenler, bir sözünü gerçekten duyanlar o söz için can verirler. Ferhat, Şirin’in bir isteği ile dağları deldi. Halbuki Senin sözün onların çok üstünde. İnsan sevgilisini görmek için çok şey verebilir, ben bir bakışın için Mısır’ın bütün hazinelerini yani bütün varlığımı veririm. Sen, bütün aleme bir yol göstericisin, hakikatleri açığa çıkaransın….

Sıdkı der Suretim Hattın Secdegah
Cümle Güzellere Oldum Pişegâh
Güzeller Tacısın Yüzün Padişah
Yusuf-u Kenan’dan Güzelsin Güzel

Senin yüzünün güzelliği benim için tek hedeftir. Sadece Seni izler, Sana bakarım. Yönlerim Sensin. Secdegâhım Sensin! Nasıl olmasın ki; yeryüzüne gelmiş bütün insanların, bütün güzellerin en önde gidenisin. Herkes Senin peşinden gider; Senin izinden gider. Bütün Allah’ı sevenler Seni takip eder. Sen hepsinin padişahısın. Bütün dünya insanlığı Kenanlı Yusuf’un (Hazret-i Yusuf) güzelliğini anlatır. Sen, gerçekte ondan çok daha güzelsin…

***

İşte sevginin eşsiz bir samimiyetle ve aşkla dile gelişi. İlk sözümüzü tekrar edelim: “Bir insanı anma şeklimizi, onunla olan münasebetimiz belirler.” Bu cümle Sıdkı Baba’nın Hazret-i Peygamber’e olan sevgisine kulak verdikten sonra asıl anlamına kavuştu sanki… Öyleyse Peygamberimizi böyle bir aşkla seven Sıdkı Baba’nın ruhuna Fatiha okumayı da bu kandil gününde ihmal etmemek gerekir…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz